ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
17 Mart 2018
Futbol Şiddete Boyun Eğmesin
20 Nisan 2018

Neden İnsanlar UBER’i Tercih Ediyor?

ubertaksi

Taksilerde yaşanan güvenlik sorunları çözülmediği sürece insanlar UBER’i tercih etmeye devam edeceklerdir.

Son günlerde yaşanan üzücü olaylar bir dünya devi olan UBER ile taksiciler arasındaki rekabeti farklı bir noktaya taşıdı. İşlerinin azaldığını, ekmeklerinin ellerinden alındığını gören taksiciler UBER’cilere karşı harekete geçti. Bu kavganın iç yüzünü araştırdığımda bir çok gerçekle karşılaştım. Bu mücadele de taksicilere bir destekte dolmuşçulardan geldi. Şimdi taksici ve dolmuşçu ittifakına karşı UBER ne yapacak ve bu baskıya nasıl dayanacak? Bunu izleyerek ve yaşayarak göreceğiz.

Önemli sorulardan birisi de Türkiye’de bu yeni taşımacılık modeli nasıl yasal mevzuat kapsamına alınacak? Kısacası bir dünya markası bir ülke sektörüyle nasıl rekabet edecek? Merak ettiğim konuların başında bu soruların yanıtları geliyor.

UBER sayfasına baktığımızda ilk slogan “Dakikalar içinde güvenli ve güvenilir yolculuklar” sözcüğünden oluşuyor. Sonra “Kapıdan Kapıya Rahat Yol. Ücretinizi Önceden Görün. Sizi Kimin Aldığını Bilin” sözleri dikkat çekiyor. Burada öncelikle güvenlik ve güven olgusu öne çıkıyor. Çünkü asıl sorun bu cümlenin içinde gizli. Bir taksi çağırırken insanlar önce güvenli mi diye sonra ne kadar ücret vereceğim diye düşünüyor. Tabiki taksilerin temiz ve bakımlı olması da yolcular açısından önemli. Ayrıca sürücülerin trafik kurallarına uyması, hız yapmamaları, araçta sigara içmemeleri, telefon ile konuşmamaları, küfürlü ve kaba konuşmalar yapmamaları, taksimetre de yazılı ücreti almaları, yolcu ve güzergah seçmemeleri de taksi tercihinde önemli rol oynuyor.

Diğer taraftan taksilerin ticari gelecekleriyle ilgili korku ve beklentileri bu mücadeleyi etkileyen bir faktör oluyor. İstanbul’daki Uber-taksici kavgasının arka perdesinde 30 milyar liralık plaka kavgası olduğu anlaşılıyor. Yıllık cirosu 5 milyar liraya ulaşan taksi sektörü bu pazarda kendisine başka bir rakip istemiyor. Öyle ki, taksici, plaka kirası ve işletme maliyeti çıkınca para kazanmak için ayda 14 bin lirayı aşmak zorunda olduğunu biliyor.

Bu parayı kazanabilmek için çalışan taksiciler büyük bir yaşam mücadelesi veriyor. İyi niyetle emeğiyle çalışan kurallara uyan, saygılı ve nezaketli taksiciler bu sektörü en iyi şekilde temsil ederken mesafeleri uzatan, fazla ücret isteyen, yolculara kötü davranan ve haksız kazanç peşinde olan taksiciler ise sektörün itibarını zedeliyor.

Zaten taksilerin bir bölümü belli kişilere ve şirketlere ait. Kiralayan kişiler ve şoförlük yapanlar yaşayabilmek ve evlerine ekmek götürebilmek için kazanmak zorunda olduklarını görüyorlar. Dünyada birçok büyük şehirdeki gibi yaklaşık 2 yıldır Türkiye’de de devam eden taksi esnafıyla UBER’ciler arasındaki kavga UBER’cilerin dövülmesinden,  UBER aracının kurşunlanmasına kadar değişik boyutta devam ediyor.

Taksiciler UBER’i vergisiz ve haksız kazanç ile suçlarken, UBER ise bu hizmete sadece özel yazılımla aracılık ettiğini ve kendi sistemine bağlı olarak çalışan şoförlerin gelir vergilerini ödediğini belirtiyor.

UBER şoförlerinin taksiciler tarafından bir müşteri gibi çağrılıp darp edilmesiyle başlayan ve bir UBER aracının kurşunlanması ile bambaşka bir boyuta taşınan söz konusu kavganın bir an önce yasal bir düzenleme ile çözüme kavuşturulması gerekiyor.

İstanbul’da 18 bin yasal taksi plakası bulunduğu ve 2011 yılında bir taksi plakasının değeri 875 bin lira iken, bu rakamın 2017’de yüzde 92 artışla 1 milyon 680 bin TL’ye ulaştığı görülüyor. Fiyatlardaki bu artışın sektörde yeni plaka ruhsatı verilmemesinden kaynaklandığı ve İstanbul’daki taksi plakalarının toplam değerinin de 30 milyar TL’yi aştığı iddia ediliyor.

İstanbul’da taksi şoförlüğü yapabilmenin şartı belediyeye kayıt ve sabıka kaydı bildirmekten geçiyor. Ancak araç günlük ve saatlik olarak resmi kaydı olmayanlara verilebiliyor. Taksinin gerçek ruhsat sahibi ise çoğunda şoför olmadığı için arka planda kalıyor. Dünyanın büyük kentlerinde taksiler için değişik düzenlemeler bulunuyor. Londra, Berlin, Paris ve New York gibi turizm kentlerinde taksiler eğitim, denetim, güvenlik ve vergi sistemi açısından birçok mevzuata uymak zorunda. Özellikle ABD’de Limuzinler en çok kullanılan konforlu taşımacılık türlerinden biri.

Uygulama üzerinden taksicilik hizmetine aracılık eden ABD merkezli UBER, bugün değeri 50 milyar doları bulan dev bir teknoloji şirketi. 83 ülkede ve 647 şehirde çalışan UBER, Türkiye’de 2014 yılından bu yana 5 bin şoför sayısına ulaştı. Bunların 2 bini sarı taksi şoförü olarak çalışırken, 3 bini ise müşterilerinin çoğunlukla tercih ettiği ‘XL’ olarak adlandırılan vIp minibüsler ile taşımacılık yapıyor. Sisteme dahil olan minibüs sahipleri belediye ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan yetki belgeleri ile faaliyetlerini sürdürürken, kurdukları turizm şirketleri üzerinden ise gelir vergilerini ödüyor. Fakat, ‘XL’ araçlardan yüzde 20 oranında komisyon alan UBER, bu tutarı Türkiye’deki şirketi üzerinden almadığı için herhangi bir gelir gösteremediğinden komisyonun vergisini ödemiyor. İşte tüm sorunların kaynağı da burada yatıyor. UBER, sisteme dahil ettiği araçlara ve sürücülere belirli standartları şart koşuyor.

Kısacası böylesine kalabalık bir metropolde en büyük sorun ulaşım. Ulaşımın da en önemli unsurlarından biri taksiler. İstanbul’da yaşayanların epey sıkıntı çektiği taksilerin teknoloji sayesinde artık birçok alternatifi var. Bunlardan en önemlisi de dünya çapında kullanılan UBER. Yıllardır süregelen taksicilerin güvensiz ve kuralsız davranışları İstanbul’luları UBER’e yöneltti.

Aslında ulaşım sorunu ulusal bir sorun. Her geçen gün büyüyen ekonomi, ticaret, turizm, sanayi ve ülkemizin sosyal ve kültürel gelişimi açısından ulaşım ihtiyacının tüm taşımacılık sistemleriyle entegre olarak karşılanması gerekiyor.

Türkiye’de özellikle İstanbul’da toplu taşıma ile yapılan ulaşım ihtiyaca yanıt verecek düzeyde değil. Bu konuda belediyelerin yatırımları İstanbul gibi büyük bir metropol kentin ihtiyacı için yeterli olmuyor. Daha entegre ve komplike yatırımların yapılmasını gerekli kılıyor. Tüm ulaşım sistemlerinin birbirinden bağımsız olarak değil birlikte ve entegre olarak inşa edilmesi zorunlu. Bir sistemin ulaştırdığı noktadan diğer sistemlere geçiş ve sirkülasyonun dengeli ve bütüncül bir yaklaşımla sağlanmalı. Toplu ulaşımda alt yapı, mühendislik hizmetleri, eğitim ve denetim gibi başlıklarda yeni projelere ve interdisipliner bir eşgüdüme ihtiyaç duyulduğu görülüyor. Raylı sistemlerin ve metro sistemlerinin mevcut ulaşım sistemleriyle entegre edilmesi trafik yoğunluğunu minimize ederken toplu ulaşımı da geliştirecektir. Halk otobüslerinin sürücü ve trafik sistemi açısından iyileştirilmesi kontrol-denetim ve eğitim konusunda yeni bir bakışın ortaya konulması da önemli.

Sonuç olarak taksici UBER’ci kavgasına nihayet verilmeli. Bu konuda etkin önlemler alınmalı. Özellikle yasal düzenlemeler ile bu sorun çözülmeli.

Taksiciler bir hukuk devletinde kendi kendilerine ceza kesememeli. Güvenlik ve hukuk açısından bu zorbalıklara son verilmesi şart.  Bir hak zorla değil hukukla korunmalı.

Osman ÖZTÜRK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir